Sevgili okurlar, merhaba. Son günlerde hem Manisa'da hem de Türkiye çapında zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ekonomi, belediye başkanlarının tutuklanması, kayyum atamalarının artarak sürmesi toplumda ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Bugün, tam da bu konularla ilgili fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Günlerdir Manisa sokaklarında yasaklara rağmen yürüyüşler, eylemler, basın açıklamaları yapılıyor. CHP'liler ve vatandaşlar Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için meydanları dolduruyor. Bunun temel prensibi demokrasiyi savunmak ve hukuksuzluğa karşı durabilmek olarak nitelendiriyorum. Hiçbir siyasi figür, sandıkla aldığı yetkiyi kayyumla kaybetmemeli, hapishaneyle susturulmamalı. Belediye başkanları, iktidar gibi seçimle gelir, seçimle gider. Demokrasi dediğimiz şey tam olarak budur. Bu noktada geçmişe de dönüp bakmak gerekiyor. Bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir şiir okuduğu için cezaevine girmişti. O dönem için de “Keşke böyle olmasaydı” denildi. Şimdi aynı hatanın tekrarı başka bir isim üzerinden sahneleniyor. Yolsuzluk ve terör suçlamalarıyla gözaltına alınıp tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun bu şekilde cezaevine alınması, hem hukuken hem de vicdanen kabul edilemez. Elbette herkes yargılanabilir. Ancak adaletin terazisi eşit tartmalı. Manisa başta olmak üzere, AKP'li ya da MHP'li belediyelerde geçmiş dönemlerdeki usulsüzlük iddiaları ilgili makamlara ulaştırıldı. Hiçbir soruşturma başlatılmadı. Peki neden? Eğer gerçekten adalet arayışı içindeyseniz, herkes için geçerli olmalıdır. Sadece muhalefete sopa gösteriyorsanız kendi tarafınızdakilerin yanlışlarını görmezden gelemezsiniz. Adaletin terazisi eşit olmalı. Aksi takdirde bu anlayış size bir şey kazandırmaz, aksine çok şey kaybettirir.

Bir de şu söylentilere bakalım: "Şikayet eden kendi partisindenmiş." Ne güzel, insanlar artık kendi partilerinin hatalarına bile göz yummuyor, hesap soruyor. Peki ya iktidar sahipleri? Sizin "bizden olanlara dokunmayız" politikanız ne zaman son bulacak? Adalet; kişinin, partiye, makama göre şekil değiştirerek olamaz. Böyle olan ülkelerde kimse hukukundan söz edemez. Köşe yazımı kaleme almadan önce bazı gazeteci meslektaşlarım, yarı şaka yarı ciddi beni uyardı: "Bence yazma, Silivri soğuktur." Oysa bu cümle komik değil, aksine çok acı. Korkmadan, çekinmeden yazmak ve görevimizi gerçekleştirmek en büyük görevimiz. Bugün de yazıyorum, gelecekte de yazacağım. Çünkü korkmadıkça bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Evet, vaktiyle "Padişahım çok yaşa" diyerek bir köşe yazısı kaleme almıştım.  Görüyoruz ki gerçekten öyleymiş; Herkesin susturulduğu, yolsuzlukların görmezden gelindiği, haksızlığa karşı seslendirilenlerin cezalandırıldığı bir düzen uzun ömürlü oluyormuş. Ama unutulmasın: Kimse koltuğunda ebedi kalmaz. Haksızlık ile abad olunmaz. Tarih, her zaman bunun şahididir.

Ve yazımı şu sözle bitirmek istiyorum: "Korkmayanlar bir gün mutlaka kazanır. Çünkü adalet, eninde sonunda herkesin vicdanında yer bulur."