Küçüktük, anlaşılmaz problemlerde boğulduk. Dostumuz oldu karanlık, güneşten kaçtık. Böyle bir günde perdelerimi çektim tüm ışıltılara ve kirli dünyadan ayırdım en derin hislerimi. Bir zehir gibi karıştı toprağa yalnızlığın hikayesi. Büyüyemeyen tohumlar mıhlandı dünyanın en orta yerine. Karanlık üstümüze çökmüş güneş çoktan uzaklaşmıştı bu diyardan. Ben yine de çağırdım mutluluğumun en kıymetli ışıltısını. Zamanla büyümeye mahkum yeni tohumlar düştü toprağa, yağmurundan kaçarken zehrinden olan.
Bir yanımın parçaları eksik, aradım durdum alaca saatlerinde gecenin. Sordum cevapladım üstünü kapatıp gittim. İnsan kendinden gayrı nereye giderdi? Gayretimin fazlası müstesnadır derdim. İki yıldız görüp bin hayal kurdum. Yıllar geçti gitti, eskidi somyam kırıldı çerçevelerim. Ben bir düş peşinde kaç yılı devirdim?
Esaret
Çok uzak, hayallerim artık bir tuzak
Dünya benim için yalnızca konak
Bunu ruh-i revan geçirebilir ancak
Yağmurlar yağar üzerime gecenin köründe
Güneş yine açar bilmediğim bir yerlerde
Bu biçare adam durur aynı yerinde